Türkiye’nin Kaderini Etkileyen Kahire Konferansı 80 Yaşında! İnönü-Churchill Diyaloğunu Mutlaka Okumalısınız

Hiç kuşku yok ki yakın dönem siyasi tarihimizin en önemli hadiselerinden birisi İkinci Dünya Savaşı’na katılmamamız.

Tüm dünyanın yangın yerine döndüğü insanlık tarihinin gördüğü en büyük felaketin dışında kalan Türkiye, belki de tüm ülkenin büyük bir işgal ve yıkıma uğramasının da önüne geçmeyi başardı.

Bu sürecin en önemli olaylarından birisi ise 4 Aralık 1943’te Mısır’ın başkenti Kahire’de başlayan konferanstı. 

Türkiye’yi savaşa dahil etmek için düzenlenen bu konferansta neler yaşandığını birlikte inceleyelim.

İkinci Dünya Savaşı’nın en kritik görüşmelerinden birisi 4-6 Aralık 1943 tarihlerinde Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlendi. 80 yıl önce bugün başlayan konferansa Amerika Birleşik Devletleri’nden Başkan Roosevelt, Birleşik Krallık’tan Başbakan Churchill ve Türkiye’den Cumhurbaşkanı İnönü katıldı.

İkinci Dünya Savaşı’na dahil olmayan Türkiye’nin coğrafi konumu savaşın tüm taraflarınca çok önemli görülüyordu.

Bundan dolayı Almanya da Birleşik Krallık da savaşın patlak verdiği 1939 yılından itibaren Türkiye ile ilişkilerini iyi tutmaya gayret gösterdiler. 

Türkiye ise o yıllarda sadece 16 sene önce kurulmuş ve ayağa kalkmaya çalışan bir ülkeydi. Savaşa dahil olması her anlamda büyük bir yıkım yaşaması demekti.

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, savaş boyunca denge politikası takip etmeye çalıştı.

Roosevelt ve Churchill, Türkiye’nin Müttefik Devletler’in lehine savaşa katılmasını istiyorlardı. Özellikle Churchill, Türklerin Balkanlar’da yeni bir cephe açmasını umuyordu. Ancak Almanya’nın Avrupa’nın üstünden silindir gibi geçen orduları karşısında Türkiye’nin hiç şansı yoktu. Bunu çok iyi bilen İnönü de bu istekleri sürekli püskürtmeye çalıştı.

30-31 Ocak 1943 tarihlerinde, İsmet İnönü ile Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill, günümüzde Mersin il sınırları içinde kalan Yenice Tren İstasyonu’nda bir araya geldiler. 

İnönü, Türkiye’nin savaşa girmesi durumunda Almanların İstanbul’u bombalayacağını, bu durumda şehrin alev alev yanacağını söyledi.

Churchill ise Türkiye’yi korumak için İstanbul çevresine uçak filosu konuşlandıracaklarının sözünü verdi. 

Gelin görün ki Churchill’in sözünü verdiği filonun, İstanbul’u korumak için yeterli olmaktan çok uzak olduğu ortaya çıktı.

Ustaca bir manevrayla Churchill’i püskürten İnönü, müttefiklerden ek silah ve teçhizat desteği talep ederek zaman kazandı. Ancak Churchill pes etmeyecekti.

Yenice’deki görüşmeden yaklaşık 10 ay sonra bu sefer Mısır’da bir araya geldiler. Üstelik bu sefer ABD Başkanı da oradaydı. Türkiye’ye yeni vaatler verildi. 

İnönü ise ek taleplerde bulunarak pazarlığı kızıştırdı.  Türkiye için mali ve askeri yardım garantileri istemenin yanında Birleşik Devletler ve Birleşik Krallık’ın Sovyetler Birliği’nin savaştan sonra Türk Boğazları’nın işgaline karşı Türkiye’nin yanında olmasını istiyordu.

İnönü’nün ek talepleri sonrası görüşme tıkandı.

Churchill kesin bir şekilde Türkiye’yi savaşa sokmak isterken Roosevelt’in çekinceleri vardı. Türk saldırısının hala çok riskli olduğuna ve muhtemel Türk yenilgisinin Müttefikler için felaket etkileri olacağına inanıyordu.

Roosevelt’in tereddütlerini de fırsat bilen İnönü, Türkiye’nin tarafsızlığını sürdürmesi konusunda her iki lideri de ikna etmeyi başardı.

Konferansın sonunda, Türkiye’nin tarafsızlığının devam etmesine karar verildi. Ayrıca Müttefik Devletler’in bölgedeki muhtemel hava operasyonları için Adana yakınlarında İncirlik Hava Üssü’nün inşa edilmesine karar verildi ancak inşaat II. Dünya Savaşı bittikten sonra başladı.

Türkiye’nin savaşın dışında kalması, Sovyet Rusya’yı çok öfkelendirdi. Milyonlarca insanını kaybeden Rusya, Türkiye’nin savaşın dışında kalmayı tercih etmesinin bedelini ödemesi gerektiğini düşünüyordu.

Yalta Konferansı’nda Nazi Almanyası ve Japon İmparatorluğu’na karşı resmen savaş açmış ülkelerin Birleşmiş Milletler’e kabul edileceğinin 1 Mart 1945 tarihinde ilan edilmesinden sonra Türkiye, savaşa dahil oldu.

Ancak Türkiye savaşa girdiğinde artık her şey bitmişti.

Türkiye Askeri çatışmalara doğrudan katılmadı, Müttefiklere malzeme yardımı yapmakla yetindi ve Almanya’ya karşı politik ve ekonomik ambargo uyguladı.

Türkiye’nin son anda savaşa dahil olması Sovyetler’in öfkesini dizginlemedi. Bundan dolayı savaşın hemen ardından Türkiye’nin Kars, Ardahan ve Artvin kentlerini kendi topraklarına katmak istediler.

Sovyet baskısından dolayı Türkiye, 1946 yılından itibaren Batı kampına yanaşmaya başladı. 1952 yılında da NATO’ya kabul edildi.

İkinci Dünya Savaşı’ndan uzak kalmayı başaran Türkiye, buna rağmen 1938 ile 1945 yılları arasında binlerce askerini hastalıklardan dolayı kaybetti.

Bu dönemde Türkiye’de yüz binlerce kişi silah altına alınmıştı ve ülkenin bu kadar çok askerin bakımını sağlayacak gücü yoktu.

Sadece bu örnek bile Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı felaketinin dışında kalmasının önemini gözler önüne sermek için yeterli olsa gerek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x